1 Haziran 2012 Cuma

ben iyiyim şimdi sen nasılsın?.


urla iskele'2012


söylenecek başka bir şeyim yok artık..
unutmak istemiyordum oysa,
güzel kalan yaralar vardır çünkü…

limon kokulu yağmurlu kadınlar vardır.
hiç unutmayan kadınlar vardır…
herşeye rağmen yağmur kalan kadınlar vardır.
ben iyiyim şimdi sen nasılsın?

lale müldür



 

14 Mayıs 2012 Pazartesi

"ve sen daha demincek, yıllar da geçse demincek.."



"mayıs rüzgarların ayıdır. çiçekler sevişsin diye her yerde birbiri ardına deli rüzgarlar eser. sıcak bir aydır. sıcaklarda insanların kafası karışır. hava neden ısınıyor? neden bu ay geçen aydan daha çok insan ölüyor?.."*

3 yıl kadar önce bir arkadaşımı kansere vermiştim.
3 gün önce bir arkadaşımı daha..

ilki 35 yaşında cesur bir kadındı; kansere gülümseyebilen, son günlerine kadar deneyimlerini, dayanma gücünü, mücadele azmini yazdıklarıyla kanser hastalarına, yakınlarına aktarmaya çalışan, kendisininkiyle kıyaslanmayacak kadar küçük bir sağlık sorununda bile dağılıveren arkadaşına o halde moral vermek için arıyan, destek olan bir küçük kadın, bir koca yürek...karadenizli. sıcak bir yaz günü evinde görebildim en son, konuşabildim, sarılabildim. sonra, sonra bir kez daha, yağmurlar altında bir gün, karadenizdeki köyünde, huzurla uyuduğu o yerde..

diğer arkadaşım zaten hayatının kendisi bizatihi mücadele demek olan 42 yaşında genç, güçlü, neşeli bir adam, adam gibi adam olanlardan..üstelik henüz 4 yaşında bir oğlan babası.  o da karadenizli..24 Nisan'da gördüm en son, evine gitmeyi umarken, İstanbul'da bir hastanede görebildim son kez. bilinci yerinde değildi, bu kez geç kalmıştım son bir kez sarılabilmek için. şimdi o da karadenizdeki köyünde, arkadaşları onu köyünün topraklarına emanet edip döndüler. umarım bir gün ben de gidip konuşabilirim, daha önce yaptığım gibi  yattığı yerden gördüğü gökyüzüne bakıp, emanet edildiği yerde sonsuz bir uykuda olduğunu görüp içim huzurlu dönebilirim..

kanser denilen illet karşısında kendimi çok güçsüz hissediyorum. bazen hayat dediğimiz şey böyle birşey olmamalı diyorum. zaten zaman denilen sonsuzlukta o kadar az bir yeri var ki insan ömrünün, bu süre de hastalıklarla, acılarla geçecekse ve bu süreyi bile tamamlamamıza izin verilmeyecekse niye yaşıyoruz diye soruyorum kendi kendime..hayattan alacaklı gidiyor bazı insanlar, güzel insanlar..

acımı tarif edecek sözüm yok..uğurlar olsun dostum bendeki sen hiç eskimeyecek bilesin, bendeki gülüşün hep kulağımda, bana kattıkların hep bilincimde, değerlerimiz, güzelliklerimiz bende saklı, gözümün kapanacağı son ana kadar. Kalan ömrün oğlunun olsun güzel arkadaşım


Unutulmayacaksın biz varoldukça, huzurla uyu, yıldızlar içinde...




* mine söğüt
**başlık: ahmed arif

11 Mayıs 2012 Cuma

yağmurla gelen..




"yağmurda dans edesi geliyor insanın böyle yüzünü gökyüzüne dönüp", dedim.

"ben şimdi yüzümü gökyüzüne dönüp yağmurda dans edersem ve bunu da babannem görürse "arpan bol geldi galiba" der bana. hal böyleyken babanne bak sana she brings the rain şarkısını yolluyorum dediğim zaman da hadi ordan deyus diye kızar :))" dedi.

erken kaybedenler'deki anneannemin son ölümü öyküsü geldi aklıma..
okumadıysa mutlaka okumalı dedim ;)

8 Mayıs 2012 Salı

eskidendi çok eskiden..


" günler yanlış, zaman kısa
ben gittikçe yalnızım
  kalksam
 trenler, istasyonlar
Eskişehir - Ankara
 sabah gri bir gök
ben adıma yanlışım

        ....."
                                                                              
Adnan Azar
 
 





30 Nisan 2012 Pazartesi

istanbuldum...

en sevdiğim yerlerden, çengelköy çınaraltı çay bahçesi


caddebostan

köprüden geçerken

burası da yürümeyi en sevdiğim yol, beşiktaş-ortaköy arası

sunay akın'ın göztepe'de bulunan oyuncak müzesi

ortaköy

beşiktaş-kadıköy vapuru

florya'daki akvaryum. 23 nisan olması sebebiyle bizi bir sürpriz karşıladı :)

bildiğiniz köpekbalığı :))

akvaryumdaki yağmur ormanı, sıcaklık orjinal ona göre :)

burası da tesadüfen keşfettiğimiz moda küçük burun sokaktaki çay bahçesi, küçük sevimli bir mekan

moda

moda demek ali usta'dan dondurma demek, bu da elbette kuyruk demek :)

erguvan mevsimi..

moda sahil

moda'da bir cafe, günün yorgunluğunun hakedilmiş bir efes ile üstesinden geldiğim yer.
 mavi mavi pek bir sevimli, çalışanları sempatik bir mekan, tavsiyedir.

 
çooook fotoğraf var daha ama, benim yüklemeye vaktim ve sabrım yok sanırım ,)
istanbul'u çok özlemişim. gidemeyeli uzun süre olmuştu.
bu tam bir 23 nisan tatili oldu ama yine de birkaç saatliğine de olsa taksim'i, ortaköy'ü ve çengelköy'ü sıkıştırmayı başardım :)
ve şimdiden yine özledim, başlık fotoğrafı ve fondaki müzik kanıtımdır, ah ahhh ,)
sevgiyle kalın..